kobani-olaylar-genel-kurulu-da-kartrd-video.jpg

Kobani Olayları Genel Kurul’u da Karıştırdı (Video)

Yerinden hızla kalkan ve el işaretleri yaparak kürsüye doğru yürüyen AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’ı bir milletvekili tuttu.

TBMM Genel Kurulu saat 14.00′da TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu yönetiminde açıldı. HDP Grubunun Kürt basını ve Kürt basın emekçilerinin öldürülmesine dair Meclis araştırması önergesinin bugün görüşülmesi önerisi görüşmelerinde iktidar milletvekilleri ile muhalefet milletvekilleri arasında sözlü tartışma yaşandı.

AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, HDP’nin sokağa çıkın sözlerini eleştirerek, Eğer bu memlekette Kobani bahanesiyle 40 kişi hayatını kaybettiyse ve insanlar öldüyse, kan aktıysa bu kan sizin ellerinizdedir dedi.

Bu sözler üzerine söz alan HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, söz alarak kürsüye çıktı ve AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’a tepki gösterdi. Buldan, Sayın Tayyar’a şunu ifade etmek isterim. Benim vicdanım ile senin vicdanın aynı kefeye asla konulamaz. İğneyi önce kendinize sonra çuvaldızı da lütfen başkasını batırın. Bu ölümlerin yaşanmasında tek sorumlu cumhurbaşkanıdır. Kutuplaşmayı derinleştiren, şiddeti körükleyen açıklamalar yapmış bu olayların başlamasına sebep olmuştur. O akşam Selahattin Demirtaş o açıklamayı yapmasaydı bile halk sokağa çıkacaktı. Ben senin gibi vicdansız değilim. Ölümün ne olduğunu bilen bir insanım. dedi.

Bu sözlere ise çok sayıda AK Partili milletvekili ile Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar tepki gösterdi. Oturduğu yerden kalkan ve kürsüye doğru yürümeye başlayan Tayyar’ı, AK Partili bir milletvekili tuttu. Yaşanan gerginlik nedeniyle TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, birleşime 10 dakika ara verdi.

kobani-olaylar-genel-kurulu-da-kartrd.jpg

Kobani Olayları Genel Kurul’u da Karıştırdı

Yerinden hızla kalkan ve el işaretleri yaparak kürsüye doğru yürüyen AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’ı bir milletvekili tuttu.

TBMM Genel Kurulu saat 14.00′da TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu yönetiminde açıldı. HDP Grubunun Kürt basını ve Kürt basın emekçilerinin öldürülmesine dair Meclis araştırması önergesinin bugün görüşülmesi önerisi görüşmelerinde iktidar milletvekilleri ile muhalefet milletvekilleri arasında sözlü tartışma yaşandı.

AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, HDP’nin sokağa çıkın sözlerini eleştirerek, Eğer bu memlekette Kobani bahanesiyle 40 kişi hayatını kaybettiyse ve insanlar öldüyse, kan aktıysa bu kan sizin ellerinizdedir dedi.

Bu sözler üzerine söz alan HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, söz alarak kürsüye çıktı ve AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’a tepki gösterdi. Buldan, Sayın Tayyar’a şunu ifade etmek isterim. Benim vicdanım ile senin vicdanın aynı kefeye asla konulamaz. İğneyi önce kendinize sonra çuvaldızı da lütfen başkasını batırın. Bu ölümlerin yaşanmasında tek sorumlu cumhurbaşkanıdır. Kutuplaşmayı derinleştiren, şiddeti körükleyen açıklamalar yapmış bu olayların başlamasına sebep olmuştur. O akşam Selahattin Demirtaş o açıklamayı yapmasaydı bile halk sokağa çıkacaktı. Ben senin gibi vicdansız değilim. Ölümün ne olduğunu bilen bir insanım. dedi.

Bu sözlere ise çok sayıda AK Partili milletvekili ile Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar tepki gösterdi. Oturduğu yerden kalkan ve kürsüye doğru yürümeye başlayan Tayyar’ı, AK Partili bir milletvekili tuttu. Yaşanan gerginlik nedeniyle TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, birleşime 10 dakika ara verdi.

hdpden-fla-ocalan-acklamas.jpg

HDP’den Flaş ‘Öcalan’ Açıklaması

Kürkçü, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Kobani ilgili gelişen olayların HDP’ye fatura edilmek istendiğini belirtti.

Konuyla ilgili Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın ifadelerini ve kullandığı dili eleştiren Kürkçü, Böyle başlayan konuşma müzakere masasında bitmez. Biz hükümetle kavga yürütmek değil çözüm ve barış için siyaset yürütme derdindeyiz. Arınç’ın dilinin endazesinin olmadığını anlıyoruz ama daha önemlisi bu dil kendisine partisine temsil ettiği kitleler zarar varan bir dil. Dünyayı başımıza yıkacağından söz ediyor, birinin başına yıkılan dünya hepimizin başına yıkılmış olur dedi.

Toplumsal olaylarda varsa sorumluluklarının, bunu inkar etmeyeceklerini ifade eden Kürkçü, Atışmalara son verip bizim de hükümetin de varsa sorumluğu, bunun ortaya çıkması için Meclis Araştırması açılmasını istedik. Varsa HDP’nin siyasi sorumluğu, bunun ortaya çıkmasından kaçacak değiliz. Yaptığımızın, söylediğimizin arkasındayız. Hata yaptıysak da hata yaptığımızı söyleriz. Bize boyun eğdirmeye, burnumuzu sürtmeye çalışmak, olayları aydınlatmaya ve müzakere masasına hizmet etmez. Biz sorumluluk üstleniyoruz ama herkes bunu sorumluluğu üstleniyor mu?

1990 yıllara dönülmemesi için ellerinden geleni yapacaklarını belirten Kürkçü, Süreci çözüm masasına yeniden iade için hükümeti üzerine düşeni yapmaya çağırıyoruz diye konuştu.

Kürkçü, Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan başka bir cezaevine nakli için çalışma yapıldığı haberlerinin anımsatılması üzerine, şunları kaydetti:

Bilmiyorum. Bizim böyle bir talebimiz, Öcalan’ın böyle bir talebi yok. Öcalan’ın daha iyi koşullarda, dışarıyla daha yakın temasa imkan veren bir çalışma imkanına kavuşturulması yönünde talep ve ama bu söyleneni bilmiyorum. Böyle bir fısıltı varsa bunun anlamı üzerinde düşünülmesi lazım. Yeterli güvenlik tedbirleri olmaksızın böyle bir şeyin gerçekleştirilmesi düşünülemez. Süreç bakımından, Öcalan’ın güvenliği, sürecin güvenliği anlamına gelir. Bu konuda keyfi davranılmamalı.

halcdan-elektronik-parti.jpg

Halıcı’dan Elektronik Parti

Emrehan Halıcı, Elektronik Parti (eParti) fikrinin nasıl oluştuğunu, ne zaman bu partiyi kurmaya karar verdiğini ve bundan sonraki süreci anlattı. Emrehan, parti içerisinde oluşacak kurulların zaman zaman fizikî olarak biraraya geleceklerini, ama süreçlerin tamamına yakınının elektronik ortamda ve herkes tarafından görülebilir şekilde olacağını kaydederek, elektronik yapılacak oylamalarda kimin kime oy verdiğinin gözükeceğini söyledi.

İnsanlar Elektronik Parti’nin faaliyetlerine evinde, ofisinde, yolda yürürken bile katkı sağlayabilecek. Hedefimiz kağıtsız, bez bayraksız, seçim otobüsü olmayan bir parti diyen Halıcı, artık insanların Partinin genel merkezine gidiyorum demesine gerek kalmayacağını belirtti. Eline aldığı akıllı telefonu gösteren Halıcı, Parti herkesin de yanında olacak dedi.

Geçen ay CHP’den istifa eden Halıcı, Elektronik Parti’nin internet sayfasını açtıklarını, parti programı ve tüzüğü ile ilgili çalışmaların ise sürdüğünü söyledi.

‘TİCARETTE, BANKACILIKTA VAR, SİYASETTE DE OLSUN’

Ticarette, bankacılıkta, sigortacılıkta, eğlence sektöründe, sağlıkta, eğitimde yani her alanda teknolojik gelişmelerden olabildiğince yararlanılırken, siyasette bundan yararlanılmamasının çok mantıklı bir durum olmadığını vurgulayan Halıcı şunları söyledi : Teknoloji siyasette üst düzey kullanılmak isteniyor ama bu daha çok tek yönlü oluyor, siyasiler sadece kendi mesajlarını halka iletmek için bunu kullanıyor. Halbuki Elektronik Parti girişiminde bulunan bizlerin isteği, sadece oy alma ve verme, propaganda amaçlı değil, siyasi süreçlerin bizzat tamamında yurttaşların ve o partiye üye olan insanların etkisi ve katkısı olsun. Halıcı, yurttaşların hem ülke hem de parti yönetimine katılımlarının en üst düzeyde olması, denetime ve yönetime en üst düzeyde katılabilmeleri amacıyla böyle bir girişiminde bulunduklarını ifade ederek, şu ana kadar vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendiklerini kaydetti.

Elektronik Parti’nin Siyasi Partiler Yasası’na göre kurulacağını, dolayısıyla yasada ne yazıyorsa ona uygun bir modellerinin olacağını ifade eden Halıcı, partide eş genel başkanlık sisteminin olacağını bildirdi. Halıcı, partide herhangi bir ayrımcılık olmayacağı gibi pozitif ayrımcılığa da ihtiyaç duymadıklarını belirterek, Bazı partilerde gençlere ve kadınlara yönelik maalesef göstermelik kotalar veriliyor. Bunların çok doğru çalışmadığını ve halka sempatik görünmek için alınan kararlar olduğunu görüyoruz dedi.

‘Her parti gibi hedefimiz iktidar’ Halıcı, Elektronik Parti’nin hedefiyle ilgili soruya ise şu yanıtı verdi: Ben gerçekçi olmak isterim. Bu fikrin çok doğru olduğuna inanıyorum ama bu konuyla ilgili ‘bunun hayata geçmesi için yıllara ihtiyaç var’ diyenler var. Doğru adım atıldığına inanıyorum ama bunun hemen ertesi gün ‘neticesi şu olsun’ diye bir beklentim yok. Bunun siyasette kullanılması gerekiyor. Bu, X sene ya da Y sene sonra olacak. Türkiye bu konuda ilk adımı atıyor. Her parti gibi biz de iktidar olmak üzere, iktidarda olursak ne yapacağımızı söylemek üzere yola çıktık.

yeni-konutuna-tand.jpg

Yeni Konutuna Taşındı

Kırlangıç Sokak’ta ikamet eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, Başbakanlık Resmi Konut’a taşındı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün gece AK Parti Genel Merkezi’nde yapılan, 45 bölgesel ve yerel kanalın ortak yayınının ardından Başbakanlık Resmi Konutu’na geçti. Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlığı döneminde Kırlangıç Sokak’taki konutu kullanan Başbakan Davutoğlu’nun ikametgahını Resmi Konut’a taşıdığı öğrenildi.

Davutoğlu, bu sabah, günlük programı için ilk kez Resmi Konut’tan ayrılırken görüntülendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 yıllık başbakanlığı döneminde Resmi Konutu ikamet için kullanmamıştı. Konut, resmi görüşme ve yemeklere ev sahipliği yaparken, Erdoğan Subayevleri’ndeki evinde kalmıştı.

hdpli-vekil-bahceliye-hak-verdi.jpg

HDP’li Vekil, Bahçeli’ye Hak Verdi

HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan Coşkun’a samimi açıklamalarda bulundu. Tan, Kobani’nin düşmek üzere olduğu bir dönemde HDP olarak halkı sokaklara çağırdınız. Şimdi geriye baktığınızda bu çağrıyı yanlış buluyor musunuz? sorusuna şu yanıtı verdi:

Bir siyasi parti ya da bir kuruluş, destekçilerini sokağa çağırabilir. Greve çağırır, oturma eylemine çağırır, sivil itaatsizliğe çağırır… Demokratik açıdan bu meşrudur. Yani bizim HDP olarak kitlemize çağrı yapmamızda bir sorun yok…Ama biz bu çağrıyı yaparken çok daha dikkatli, çok daha özenli davranmalıydık. Öncesini ve sonrasını yeterince hesaplamalıydık. HDP’nin oy aldığı kitle, PKK ile iç içe… Son 30 yılda 50 bin insan ölmüş, bunun 40 bini Kürt. Beş yüz bin kişi cezaevine girmiş çıkmış, gözaltına alınmış. Bunlar ya PKK’lı ya da PKK sempatizanı… Biz HDP olarak bir çağrıda bulunuyorsak, işte böyle bir kitleye çağrıda bulunuyoruz. Kitlemizi sokağa çağırırken bunun sonuçlarını düşünmeliydik. Demokratik sınırlarda durur mu, kontrol edebilir miyiz? Bunu düşünmeliydik. Halkı sokağa çağırırken vurup kırmalara, yakıp yıkmalara mahal verilmesinin önüne geçecek tarzda bir dil ve üslup kullanmalıydık. Olaylar çığırından çıktığı anda da yapabileceklerimiz vardı. Milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, parti başkanlarımız sokaklara inip taşkınlığa engel olabilirdi. Yağmalanan bir dükkânın önünde durabilirdik. Bankamatiğin önünde durabilirdik. Belki birincisinde o kitle bizi de ezer geçerdi ama ikincisinde dururdu. Bunu yapamıyorsak bırakmalıyız bu işi.

BAHÇELİ’Yİ HAKLI BULDU

HDP Parti Meclisi’nde yer aldığını ve Merkez Yürütme Kurulu üyesi olduğunu belirten Tan, Halkı sokağa çağırma kararını alanlar arasındayım. Bunları kendimi de işin içine katarak söylüyorum. Özeleştiri yapıyorum. Maalesef öngöremedik olacakları. Ben Devlet Bahçeli ‘nin siyasi fikirlerine katılmam. Ama onun son olaylardaki tavrı önemlidir. ‘Bizim partimizin amblemlerini, sloganlarını, işaretlerini kullanarak kimse sokağa çıkmasın’ dedi. ‘Kim bizim amblemlerimizle, sloganlarımızla sokağa çıkıyorsa provokatördür, ajandır’ dedi. Bizim de aynı tavrı sergilememiz gerekir. Yağmacıların karşısına çıkıp ‘sen ajansın, sen provokatörsün’ diyebilmeliydik. Bunu deklare edebilmeliydik. En az Devlet Bahçeli kadar deklare edebilmeliydik. Banka şubelerini yağmalayarak, kuyumcu yağmalayarak eylem mi olur? Belediye otobüsü yakarak nereye varabiliriz ki? diye konuştu.

İLK SALDIRIYA UĞRAYAN HÜDA PAR’DIR

HÜDA PAR ile HDP sempatizanlarının arasındaki kanlı çatışmalara da değinen Altan Tan, Benim tespitlerime göre ilk olarak göstericiler, HÜDA PAR ve HÜDA PAR’a yakın kuruluşlara saldırmışlardır. Üç HÜDA PAR’lı kendi mekânlarında öldürüldü, cesetleri sokağa atıldı. Sonrasında onlar da silahla karşılık verdi.

KOBANİ GİBİ ESAD’A DA TEPKİ GÖSTERMELİYDİK

Ahmet Hakan Coşkun’un Hükümet çevrelerinden HDP’ye yöneltilen bir eleştiri var. Deniyor ki: ‘Şimdi Kobani için ayağa kalkıyorsunuz ama Esad şu kadar kişiyi öldürürken ayağa kalkmamıştınız, Gazze için ayağa kalkmamıştınız, Mısır için ayağa kalkmamıştınız’ Ne diyorsunuz bu eleştiriye? sorusuna Altan Tan’ın yanıtı yine öz eleştirili oldu:

Suriye’de onbinlerce insan öldü. Gazze’de bir haftada çoğu çocuk binlerce kişi öldü. Kahire’de iki bin kişi öldürüldü bir sahur gecesi… Biz parti olarak tek bir miting bile yapmadık. Ama bu sadece bize özgü bir durum değil. Türkiye’de herkes böyle ne yazık ki… Bazıları ‘Ben Müslümanım, Gazze’ye bir baskı olduğunda ortaya çıkarım, Kobani’den, Halepçe’den bana ne’ diyor. Bir başkası ‘Gezi’de sokağa çıkarım ama Kürtler, Araplar her şeye müstahak, bana ne onlardan’ diyor. Biz Kürtler olarak böyle yapmamalıyız. İnsanlık adına böyle yapmamalıyız. Ayrıca bizim Kürtler olarak kaderimiz Gazze’nin, Kahire’nin, Halepçe’nin kaderine bağlı. Suriye’de Esad yönetimine karşı savaşmadı Kürtler. Yanlış… Suriye yakıp yıkılırken ‘Ne yaparlarsa yapsınlar, biz kendimizi zor koruyoruz’ diyemeyiz.

kurtulmutan-c-guvenlik-reformu-paketi.jpg

Kurtulmuş’tan İç Güvenlik Reformu Paketi

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Parlamentosu Alman-Türk Parlamenterler Grubu’nun KRV Eyaleti Meclisi Başkanı Carina Gödecke başkanlığındaki 11 üye milletvekilini kabulü öncesinde gazetecilerin sorularını cevapladı. Son Bakanlar Kurulu’nda gündemde olan polis ve jandarmanın yetkisinin artırılması konusunda ne gibi somut adımlar atılacağının sorulması üzerine Kurtulmuş, “Dün çok detaylı bir şekilde ele aldığımız konu uzunca bir süredir üzerinde düşünülen, Türkiye’de yeni bir güvenlik reformuna ihtiyaç olduğu konusuydu. Bununla ilgili çok detaylı konuşmalar, tartışmalar yapıldı. Önce bunun ana fikrini söylemek isterim; Türkiye hiçbir zaman şimdiye kadar son 12 yılda atmış olduğu demokratikleşme adımlarından geri adım atmayacaktır. Alınacak tedbirler hiçbir şekilde Türkiye’yi bu demokratik yapısından daha geriye götürmeyecek, tam tersine daha ileriye götürecek olan bir anlayış içerisinde yapılacaktır. Öte tarafta ise bu demokratikleşme adımlarının, özellikle çözüm süreci sırasında ortaya konulan bu perspektifin hiçbir şekilde değiştirilmemesi ama buna rağmen son 3-4 günde maalesef Türkiye’nin bazı şehirlerinde ortaya çıkan vandalizmi, sokak eylemlerini, terörün şehre inmiş olmasını önleyecek bir takım caydırıcı tedbirlerin de alınması” diye konuştu.

“DEMOKRASİ VE GÜVENLİK ARASINDA MUTLAKA BİR DENGEYİ KURMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

“Demokrasi ve güvenlik arasında mutlaka bir dengeyi kurmak mecburiyetindeyiz” diyen Kurtulmuş, şöyle konuştu: “Hem şehirlerimizin güvenliğini sağlamak ama bunu yaparken de asla bu anlamda şehirlerde yaşayan sıradan vatandaşımızı, bu olaylarla hiç ilgisi olmayan vatandaşımızı kanaati ne olursa olsun, siyasi görüşü ne olursa olsun hiçbir şekilde rahatsız etmemek görüşünden hareket eden bir takım tedbirler gündeme gelecek. Bunlar dünkü tartışmalardan sonra olgunlaştırılacak. Bu aşamada şöyle yapılacak böyle yapılacak demeyi bu aşamada çok uygun görmüyorum. Türkiye hem demokratikleşme iradesinden hem kim ne yaparsa yapsın, hangi provokasyonu ortaya koyarsa koysun, şehirleri ne kadar karıştırmaya çalışırsa çalışsın çözüm sürecini demokratik bir yolla bitirme iradesinden, sonlandırma iradesinden asla vazgeçmeyecek. Biz hem bu iç güvenlik reformuyla ilgili yaklaşımlarımızla, hem çözüm süreciyle ilgili yaklaşımlarımızda bizim bir numaralı muhatabımız halkımızın kendisidir. Türkiye’deki 77 milyon yurttaşımızdır. Bu çerçevede paket olgunlaşıp ortaya çıktığında göreceksiniz hem Türkiye bu anlamda bir daha hiçbir şekilde böylesine bir takım vandalizmin, terörün, sokakları karıştırmaların, şehirleri yakmaların olduğu eylemlerle karşı karşıya kalmamasını isteriz. Türkiye’de gerçekten bu sürecin başarıyla sonlandırılmasını, çözüm sürecinin başarıyla sonlandırılmasını isteriz. Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu durum çok açık görmemiz gerekir ki düne görü çok daha hassastır, çok daha zordur. Türkiye çözüm sürecine başlarken bundan iki sene evvel daha rahat bir ortamdaydı. Hep şunu söylüyorduk, Türkiye ateş çemberine dönmüş olan Ortadoğu’da yangın yerinin uzağında olan bir ülkeydi. Türkiye demokratik bir model olarak bütün bölge ülkelerine ciddi bir şekilde örneklik teşkil ediyordu. Maalesef Arap Baharının ikinci raundu diyebileceğimiz, ilk raundunda Arap Bahar’ında halkların istedikleri sonuç ortaya çıkar gibi oldu ama Arap Baharı’nın ikinci raundundan itibaren Ortadoğu arkasından Kuzey Afrika ve arkasından en sonunda Doğu Avrupa’da Ukrayna kriziyle yaşanan gelişmeler Türkiye’nin etrafındaki ateş çemberini Türkiye’ye artık çok yakınlaştırdı. Özellikle Kobani’deki çatışmalar bunun sadece bir sonucudur. Bu sonuç dolayısıyla Türkiye ateş çemberine yakınlaşmış bir yer oldu. Bu anlamda Türkiye sınırlarının dışındaki olayların son olaylarda da gördüğümüz gibi kendisini de yakından ilgilendirdiği bir ülke haline geldi. Bugün düne göre çok daha hassas bir noktadayız. Düne göre çok daha dikkatli olmak durumundayız. Milli birliğimizi, bütünlüğümüzü koruyacağız. Türkiye’de sokakların şehir eşkıyalarının elinde bir oyuncak haline gelmesine engel olacağız. Türkiye’de hiçbir şekilde kardeş kanının dökülmesine müsaade etmeyeceğiz. Bütün bunları yaparken de demokratik vizyondan, çözüm iradesinden de asla vazgeçmeyeceğiz. Dünkü Bakanlar Kurulu’ndaki toplantının özeti bu. İçişleri Bakanlığımız bunları olgunlaştırdıktan sonra TBMM’ye gönderilecek ve gerekli yasalar çıkacaktır.”

“TÜRKİYE HSYK SEÇİMLERİ SONUCUNDA BİR DERİN NEFES ALMIŞTIR”

HSYK seçimleriyle ilgili soruya ise Kurtulmuş, “Türkiye HSYK seçimleri sonucunda bir derin nefes almıştır. Türkiye’de maalesef halkın vermediği yetkiyi kullanmak isteyen sadece yargıyı değil, aynı zamanda Türkiye’deki bütün siyasal kurumları ve kuruluşları etkisi altına almak isteyen daha açık söylemek gerekirse ben devleti yöneteceğim iradesiyle maalesef devletin içerisinde örgütlenen bir paralel yapının varlığını uzunca bir süredir dile getiriyoruz. Bunun özellikle demokratik meşruiyetin ortadan kaldırılması bakımından ne kadar tehlikeli olduğunu, dünyanın hiçbir demokratik devletinde hiçbir hükümetinde kendisine paralel bir yapının kendi demokratik meşruiyetinden kaynaklanan hakları kullanmasına müsaade etmeyeceğini söylüyorduk. Hele hele yargı gibi tamamen bağımsız ve tarafsız olması gereken her türlü politik etkinin, her türlü grupların etkisinden uzak kalması gereken bir alanın gurubun hem de yargı dışarısında örgütlü bir grubun etkisi altında kalmasının Türkiye için vahim sonuçlar doğuracağını ifade ediyorduk. Çok şükür adli yargı başta olmak üzere, yargı mensuplarımız bu konuda hassasiyet göstermiştir ve HSYK seçimleriyle birlikte bu korkular şimdilik bertaraf edilmiştir. Asıl olan yargı madem bağımsızsa bu yargı bağımsızlığını sağlayacak şekilde herkesin tarafsız olması. Bu yargı bürokrasini örgütleyen kurumların HSYK’nın bununda mümkün olduğu kadar çok millet iradesiyle irtibatlı bir hale getirilmesidir. Ben seçimlerin Türkiye’deki adalet sistemi için hayır olacağını düşünüyorum. Oy vermiş olan bütün yargıçları oylarından dolayı tebrik ediyorum. Ümit ediyorum Türkiye’de bir daha yargı üzerinde bu tür tartışmaların yaşandığı bir dönemi idrak etmeyiz” yanıtını verdi.

Almanya’dan gelen yaklaşık 15 parlamento üyesini misafir edeceklerini de hatırlatan Kurtulmuş, onlarla Türkiye’nin Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde varolan 520 bin Türkiyeli soydaşlarla ilgili sorunları ve sıkıntıları müzakere edeceklerini ifade etti. Görüntü alınmasının ardından görüşme basına kapalı olarak gerçekleşti.

chpde-toplu-stifa-siyaset-uretemedik.JPG

CHP’de Toplu İstifa: Siyaset Üretemedik

Parti binasında üyeler adına konuşan Sema Koç, 3 Haziran 2012′den beri görev yapmaya çalıştıkları CHP Zonguldak İl Başkanlığı yönetim kurulu üyeliğinden 18 arkadaşıyla istifa ettiklerini söyledi.

Uzlaşmayı bilmeyen ve fedakarlık yapamayanların siyasette başarı yakalayamayacağını öne süren Koç, şöyle konuştu:

İl Başkanımız Halil Furat’la bütünlük arz edemediğimiz ve siyaset üretemediğimiz algısının yaygınlaştığını gözlemlemiş bulunmaktayız. Bu algı ve gözlemlerimizin sonucu olarak ilimizdeki siyasi tıkanıklığın en azından payımıza düştüğü kadarına karşı sorumluluk duyarak, il yönetim kurulu üyeliğinden istifa ediyoruz. Bu kentin ayakta kalabilmesi, sosyal, siyasal ve ekonomik alanda gelişebilmesi için öncelikle bütün kurum ve kuruluşlar arasında barış ve huzurun tesis edilmesi mümkün olabilir. Ancak kentimizin geleceğine yön vermesi gereken siyasilerimiz, klişe sorunları tartışmaktan öteye gidememiştir. İlimizdeki siyasi tıkanıklığın en azından payımıza düştüğü kadarına karşı sorumluluk duyarak, Zonguldak’ta barış içinde yapılabilecek siyasetin önünü açmak için 3 Haziran 2012′den bugüne görev yapmaya çalıştığımız partimizin il başkanlığı yönetim kurulu üyeliğinden istifa ediyoruz. Bize bu güne kadar kentimizin geleceği için destek veren tüm partililerimize teşekkür ediyoruz.

Üye Nurettin Yolcu da istifa süreçlerinin iki aydır devam etiğini belirterek, İl başkanıyla kişisel hiçbir sorunumuz yok. Partimizin önünü açmak, önümüzdeki milletvekili genel seçimlerinin daha heyecanlı ve arzulanan biçimde yaşanması için bu kararı verdik. Sorunlarımızı milletvekillerimize ilettik ve onlarla ortak noktalarda buluştuk. Ortak buluştuğumuzun nokta da bu zaten. Kongreler, bu partinin sorunlarını çözer diye konuştu.

Üyeler Nurettin Yolcu, Sema Koç, Ümmühan Cangöz, Hakkı Güney, Osman Kıransoy, Merve Arslan, Mustafa Karadeniz, Muzaffer Soyer, Faik Marankoz, Şazi Sivişoğlu, Muharrem Çilek, Muazzez Özkan, Ali Alpant, Seyfi Şimşek, istifa dilekçelerini İl Başkanlığına sundu, Ahmet Kaptan, Rafet Kapukıran, Gül Güleryüz ve Ahmet Demircan, il dışında olduklarından dilekçelerini sunamadı.

suleyman-demirelin-ac-gunu.jpg

Süleyman Demirel’in Acı Günü

muhabirinin edindiği bilgiye göre, bir süredir Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi yoğun bakım ünitesinde yaşlılığa bağlı hastalıklar nedeniyle tedavi gören Ünlü, gece saatlerinde yaşamını yitirdi.

Ünlü’nün cenazesinin, yarın ikindi namazının ardından İslamköy Mezarlığı’ndaki aile kabristanlığına, eşi Mustafa Yaşar Ünlü’nün yanına defnedilmesi bekleniyor.

Öte yandan Demirel’in cenazeye katılıp katılmayacağının, sağlık durumuna göre belirleneceği öğrenildi.

oso-ide-kar-savaan-kurtlere-yardma-geldi.jpg

ÖSO, IŞİD’e Karşı Savaşan Kürtlere Yardıma Geldi

Suriye’nin Kobani kentini ele geçirmek isteyen IŞİD militanları doğu ve batı cephelerinden saldırısını sürdürüyor. Suriye’nin Şiftek Köyü’nde konuşlanan ve Zorova Tepesi’nde bulunan Kürt güçlerine saldıran IŞİD militanları, dün bulundukları mevzileri boşaltarak yeniden köye gitti.

Öğleden sonra IŞİD’e doçka ve ağır silahlarla saldıran Kürt güçlerine Özgür Suriye Ordusu’ndan destek geldi. Çeşitli araçlarla öğleden sonra YGP’lilerin bulunduğu Zorova Tepesi’ne gelen Özgür Suriye ordusu güçleri, IŞİD’i hedef alan atışlar yapmaya başladı.

Özgür Suriye Ordusu’nun bu desteği sınırın Türkiye tarafında çatışmaları izleyen ve bazıları Suriye’den kaçanların oluşturduğu kalabalık tarafından alkışlarla desteklendi.